Eğitim Endüsturisi

Home »  Yazılar »  Eğitim Endüsturisi

Değerli okurlar, gazetemizdeki ilkyazımda ülkemizde ve şehrimizde oluşan bir ekonomiden; eğitim ekonomisinden bahsetmek istiyorum. Bilindiği üzere son 10 yılda ülkemizde üniversite sayıları yaklaşık iki katı arttı. Yani bugün vakıf üniversiteleriyle birlikte 186 üniversiteye sahip bir ülke konumundayız. Peki, bu üniversiteler ile illerin ilişkileri ve bağlantıları doğru kuruluyor mu? Doğru ilişkilendiriliyor mu? Yerel yönetimler bu hususa eğiliyor mu? Bunları sorgulamak geçti içimden. Bilindiği gibi ülkemizde sadece sanayi ve ticaret bir endüstri haline gelmedi. Spor, özellikle futbol, basketbol’ dan dan sonra eğitim de bir endüstri bir anlamda sanayi ve turizm işlevi görmeye başladı. Neden mi? Kısa bir hesap yaparsak şehir nüfusunda 30.000 öğrenci olan bir ilde bir öğrenci sabah ile akşam arası asgari yeme-içme, barınma ve giyinme gibi zorunlu faaliyetler üzerinden düşünürsek 10TL harcarsa günde 300.000TL gibi bir rakamla karşılaşırız. Bu verdiğim değerler minimum değerlerdir. Ve Kütahya gibi işletme sayısı afaki düzeyde olmayan bir ilimiz için gayet güzel bir tablodur. Fakat öğrenci ekonomisini bununla sınırlamak mümkün kılınamaz. Yaşadığımız yüzyılda bırakın asgari giderleri, her birey artık kültürel ve sosyal faaliyetlere de oldukça fazla para harcamaktadır. Bunun neticesi olarak ta yine kazanan şehir ekonomisi olacaktır.
Gelgelelim meselenin birazda şehrimiz boyutuna biz bu endüstriyi ne kadar iyi kullanıyoruz? Ve ne kadar geliştirebilir hale getiriyoruz. Maalesef bu noktada şehrimizin büyük zafiyetleri olduğu söylemek yanlış olmaz. Bugün komşu Eskişehir’de neden iki üniversite var? Neden öğrenciye olan talepleri hiç bitmiyor düşündünüz mü? Ben cevabını veriyim; öğrenciyi geçici nüfus olarak görmekten çıkardıkları için. Onları kendinden birisi olarak sayıp, halkın içine katma, entegrasyon dediğimiz meseleyi layıkıyla yaptıkları için. İşte bu yaklaşım tarzı hem şehre hem ekonomiye üst düzey katkı sağlayacak. Ve büyük şehir olma yolunda bir adım atılmış olacak. Şehrimiz malum, önemli turizm noktaları olan veya ekonominin burada döndüğü, turist çeken bir şehir değil. Termal turizm çıkış noktamızı Afyon’a kaptırdık yıllar yılı. Yine yol turizmi yani Antalya hattında hiçbir yatırım yapmayınca insanlar artık şehrimizde durmak için sebep aramıyor. Bu ve birçok nedenle geride kalmış hamlelerden ders çıkarıp, fazla tartışmaya girmeden öğrenci ekonomisini elimizde tutmayı bilmeliyiz.
Yine bu noktada dikkat etmemiz gerekenleri bizlere tarihimiz, ecdadımız göstermiştir; hoşgörü kültürü. Bunu iyi okur ve anlarsak çok ilerde hedeflere de koşabileceğimizi düşünüyorum. Bir diğer dikkatimi çeken mesele; yatırımcı kıtlığı. Kıtlık deyince hemen ilk anlamda hiç yokmuş gibi düşünülüyor evet aslında var ama niteliksiz ve fikirsiz yatırımlar, unutmayalım ki küçükte olsa ciddi ekonomilere sahip şehirler var ama bu ekonomilerini alternatif metotlara yönlendirerek elde etmişlerdir. Bizim yatırımcımız da yastık altıdan farklı alternatiflere yönlenmesi gerekir. Bunun için bir öneri küçük ama gelişmiş şehirlere yapacakları geziler. Bu geziler neticesinde edinecekleri fikirler ile yeni yatırım projelerinin taslaklarını oluşturacaklarına inancım tam.

Hasılı, gayret ve inanç her şeyin sonuca bağlanmasın da en büyük etkenlerdir diyor sizlere Necip Fazıl Kısakürek’in ‘ Devler gibi eseler bırakmak için karıncalar gibi çalışmak lazım.’ Sözünü hatırlatarak yazıma son veriyorum. Sevgi ve saygılarımla…

Leave your Comment

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>